PDF Tesettür ve Haremlik-Selâ -1964-2011 türkiye'de ve dünyada başörtüsü yasağı - Mazlumder - Tesettür ve Haremlik-Selâmlık Makalesi
Wait Loading...


PDF :1 PDF :2 PDF :3 PDF :4


Like and share and download

Tesettür ve Haremlik-Selâmlık Makalesi

1964-2011 türkiye'de ve dünyada başörtüsü yasağı - Mazlumder

Tesettür ve Haremlik-Selâmlık Makalesi kontrast yaklaşımlar çerçevesinde tartışılan tartıştınlan "İslam'da tesettür ör lünme" konusunda bugüne teki haremlik selamlık uygulamasıdır Kanaalimizce  Anahtar Kelimeler Moda, Tüketim kültürü, Tesettür, Değişim Abstract Tesettür defileleri, haremlik selamlık beş yıldızlı oteller, lüks tüketim davranışları Konumuz dahilinde, “örtünme”

Related PDF

Klasik Tefsirlerdeki 'Tesettür' Formu Üzerine

kontrast yaklaşımlar çerçevesinde tartışılan tartıştınlan "İslam'da tesettür ör lünme" konusunda bugüne teki haremlik selamlık uygulamasıdır Kanaalimizce 
PDF

örtünmenin anlamı ve tüketim kültürü etkisinde dönüşüm: tesettürde

Anahtar Kelimeler Moda, Tüketim kültürü, Tesettür, Değişim Abstract Tesettür defileleri, haremlik selamlık beş yıldızlı oteller, lüks tüketim davranışları
PDF

kur'ân perspekt f nde fıtrî, dînî ve ahlâkî br olgu olarak örtünme

Konumuz dahilinde, “örtünme” ile ilgili olarak “tesettür”, “hicab”, “hımâr”, haremlik selamlık, vb gerekçelerle kadın ve erkeğin yaşadıkları toplumsal alanların 
PDF

1964-2011 türkiye'de ve dünyada başörtüsü yasağı - Mazlumder

26 Kas 1982 birinin tıraş olup başörtüsü takabileceğini, tesettürlü öğrencinin sıkmadıkları haremlik ve selamlık uyguladıkları” iddialarında bulunuldu
PDF

Siloio Cjabriel Samaniego Vigueta Al Mat FERNANDO SANDOYA S Director de tesis, a “La responsabilidad del contenido de esta Tesis de Grado, me

repositoriodigital uns edu ar bitstream 123456789 520 1 en investigaciones llevadas a cabo en el ámbito del Departamento de Ingeniería durante el pe ríodo comprendido entre el 8 de Diciembre de 2009 y el 14 de Marzo de 2014, bajo la dirección del Dr Víctor Hugo Cortínez, Profesor

una guía en la elaboración de sus tesis doctorales, con los siguientes objetivos 1 Logo de la Facultad de Ciencias Exactas y Naturales, nombre de la originalidad, la rigurosidad metodológica en la elaboración de la Tesis y La Carrera del Doctorado de la

  1. Instructivo para la presentación de tesis
  2. Facultad de Ciencias
  3. Reglamento Doctorado VIGENTE 2012
  4. Exactas-UNLP
  5. Tesis DocTorales
  6. La eficiencia de doctorados en ciencias sociales y en ciencias
  7. facultad de ciencias exactas y naturales
  8. DOCTORADO EN MATEMATICAS Instituto de Matemáticas Facultad
  9. UNIVERSIDAD NACIONAL DE CÓRDOBA Facultad de Ciencias
  10. facultad

ddd uab cat pub tesis 2011 hdl 10803 107967 mtc1 Que el trabajo de tesis doctoral “GANGLIO SECUNDARIO COMO INDICADOR DE LA LINFADENECTOMÍA AXILAR EN PACIENTES AFECTAS DE CÁNCER DE MAMA” del que es autora Mireia Torres Cortada, ha sido realizada bajo su dirección y se encuentra en condiciones de

ub edu histodidactica elaboracion tesis doctorales oralmente En una segunda parte explica de manera breve y esquemática la metodología y las técnicas habituales de los trabajos de este tipo ECO, Umberto Cómo se hace una tesis técnicas y procedimientos de estudio, investigación y escritura

researchgate profile Ruben Mateo2 de la presente tesis doctoral A los doctores Jesús Muñoz y Ángel M Felicísimo por dirigir este trabajo de investigación y por la confianza que depositaron en mí, a la que espero haber dialnet unirioja es descarga tesis 25837 pdf proceso de

PDF tesis doctoral estrategias para desarrollar procesos de Digitum digitum um es digitum bitstream 10201 SanchezAmbriz1de3 pdf PDF La Interpretación en los Servicios Públicos Universidad de Granada hera ugr es tesisugr 16235320 pdf

TESIS DOCTORAL ROSARIO JESÚS PEREA PALAZÓN

retos y desafíos de la formación - ResearchGate

PDF tesis doctoral E Prints Complutense Universidad Complutense de eprints ucm es 30624 1 T36140 pdf PDF TESIS DOCTORALdiposit ub edu dspace bitstream 2445 42264 3 02 RJPP HIPOTESIS pdf PDF Tesis Doctoral Repositorio Digital

Tesis Doctoral Universidad de Zaragoza

TESIS DOCTORAL: RESPONSABILIDAD SOCIAL UNIVERSITARIA: UNA

zaguan unizar es record 5537 files TUZ 0165 por la Facultad de Medicina de la Universidad de Zaragoza para se considerada como Tesis Doctoral y defendida en sesión pública ante el tribunal que le sea asignado para juzgarla Y para que conste, a petición de la interesada, se firma

Home back 985986987988989990 Next

aremlik-Selâmlık Makalesi Tesettür,

Description

Tesettür ve Haremlik-Selâmlık Makalesi Tesettür,

nikahsız kadınla erkeğin birbirlerine karşı mesafelerine değinen makale,

İsmailağa Fıkıh Kurulu tarafından yazıldı.

Allah Teâlâ’ya hamt eder,

Hazreti Muhammed’e (Sallalahu Aleyhi ve Sellem),

âl ve ashabına selâm ederiz.

Harem,

girilmesi herkese açık olmayan saygı gösterilen ve kutsal yer demektir.

Kâbe-i şerîfe ve çevresine “harem-i şerif” denildiği gibi Müslümanların evlerinin kadınlara mahsus bölümüne de “harem dairesi” denir.

Haremliğin karşıtı “selamlıktır”.

Erkeklere ait olan kısım demektir.

Bundan dolayıdır ki,

eskiden haremlik ve selamlık diye ikiye ayrılan konakların girilmesi yasak olan kısmı,

kadınların ikametine mahsustu.

Namahremlerin Birlikte Oturması Müslüman erkek evde veya başka bir yerde otururken nikâhı kendisine düşen kadınlarla gelişi güzel oturamaz.

Erkeklerin yeri ayrı,

hanımların yeri ayrı olmalıdır.

Buna “harem” yani kadın bölümü,

yani erkek bölümü denebilir.

Yahut Kur’an-ı Kerimin ifadesiyle “hicap” denir.

Hangi isimle olursa olsun bu emir,

Kur’an ve sünnete dayanmaktadır.

Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Mü’min erkeklere söyle,

gözlerini haramdan sakınsınlar,

Bu davranış onlar için daha nezihtir.

Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.”[1] Yine Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler

! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin,

çağrıldığınız zaman girin.

Yemeği yiyince de hemen dağılın.

Sohbet için beklemeyin.

Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte,

fakat o sizden de çekinmektedir.

Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez.

Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin.

Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz,

hem de onların kalpleri için daha temizdir.

Allah’ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikâhlamanız ebediyyen söz konusu olamaz.

Allah katında büyük bir günahtır.”[2]

Namahremden Sakınma Bu ayet-i kerime geldikten sonra Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’in hanımları yabancı erkeklere perde arkasından hitap etmeye başlamışlardır.

Ayrıca bunu

evin dışında “cilbab”larıyla yaparlardı.

Rabia bint-i Haris ve Abbas b.

Abdulmuttalip,

Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) ile beraber hanımı Zeynep (Allah ondan razı olsun) validemizin evine gittiler.

Zeynep (Allah ondan razı olsun) perde arkasına geçti.

Peygamber Efendimiz

(Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) ile gelen bu iki kişi konuşmaya başladılar.

Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) başını evin tavanına doğru çevirdiler.

Zeynep (Allah ondan razı olsun) validemiz de Rabia ve Abbas’a

konuşmamalarını işaret etti…()

Cahiliyet devrinde Arap kadınlarının cahiliyet âdetlerinden biri de haremlik-selamlığa riayet etmemeleriydi.

Süslenerek erkeklerle karışık otururlardı.

Aralarında hiçbir perde bulunmazdı.

Hicab ayet gelince bu cahiliyet âdeti de kalkmış oldu.

Hicab Ayetinden Sonra Ashabın Ziyaretleri Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’e yirmi sene hizmet eden Hazreti Enes (Allah ondan razı olsun) hicab ayet-i inmeden önce ev halkının bir ferdi olarak serbestçe Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’in evine girip çıkardı.

Enes b.

Malik (Allah ondan razı olsun)’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Hicab ayetinin indiği ilk zamanlarda,

Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu [4]

Aleyhi ve Sellem)’in evine gittiğimde bana şöyle buyurdular: ‘Geri dön,

Tesettür Ne Demektir Dini bir terimi olarak tesettür,

erkek veya kadının dinen örtülmesi gereken yerlerini örtmesidir.

Bir kimsenin örtmesi gereken ve başkasının bakması haram olan yerlerine “avret yeri” denir.

Evlenmeleri caiz olan,

karşı cinslerin biri diğerinin yanında olunca avret yerlerini örtmesi gerektiğine dair görüş birliği vardır.

Kur’an-ı Kerim,

insanların nefislerini düzelterek fitneden kaçınmaları için bir takım ölçüler ve yaptırımlar belirlemiştir.

İnsanın örtünmeye duyduğu ihtiyacın serüveni ilk insan ve Allah’ın ilk elçisi olan Hazreti Âdem (Aleyhi’s-Selam) ile başlar.

Hazreti

(Aleyhima’s-Selam) yaratıldıktan sonra cennette ikamet etmeye başlarlar.

Yaratılış aşaması ve ardından İblisin Allah Teâlâ’ya karşı isyanı malumdur.

kendisini insan düşmanı ilan ettikten sonra Hazreti Âdem ve eşini,

Rablerinin emirlerine muhalif davranmalarına ikna etmek için çalışmalara baslar.

ilk insanların imtihanı gereği kendilerine yasak olan ağaçla ilgili gerçeği bilmesine rağmen doğruları çarpıtarak Hazreti Âdem ve eşine (Aleyhima’s-Selam) melek

ölümsüzlüğü vaat ederek suça teşvik etmiştir.

“Nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: ‘Ey Âdem

! Sana ebedîlik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi

İlk Örtünme Yasak ağaçtan yediklerinde Hazreti Âdem ve eşi çıplak kalmışlardır.

Bu konuyla ilgili ayetlere baktığımızda,

ilk insanların çıplak kalmalarıyla birlikte duydukları rahatsızlıktan,

örtünmenin fıtri bir olay olduğu anlaşılmaktadır.

Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi.

Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü.

Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar.

Rab’leri onlara,

“Ben size bu ağacı yasaklamadım mı

? Şeytan size apaçık bir düşmandır,

?” diye seslendi.[7] Çıplak kalır kalmaz istem dışı üstlerini yapraklarla örtmeye çalışmaları fıtratın bir tezahürüdür.

Bu yüzden örtünme kadın ve erkek her iki insan türü içinde fıtri bir ihtiyaçtır.

Aynı zamanda insan,

tabii etkilerden korunmak ve sekil ve güzellik kazanmak için de giyinir.

Bir de şu var

elbise bir işarettir ve insanın hangi guruba ait olduğunun işaretlerini verir.

Kadınların kapalı giyinmesi hemen hemen bütün kültürlerde rastlanan bir olgudur ve bu insanlığın ortak tecrübesinin bir ürünüdür.

Günümüzde bütün dünyaya hâkim olan batı kültüründe ise giyim modası kadınları giydirmek yerine soymakta ve teşhir etmektedir.

İslamiyet örtünme hükmüyle,

kadının erkek için taşıdığı cazibenin toplum içinde onun insani kişiliğiyle var olmasında engel teşkil etmemesini hedeflemektedir.

Örtünmenin Amacı İslami değerler çerçevesinde insan,

bedenini sergilemek için değil,

bedenini örtmek için giyinir.

Onun giyimi arzu uyandırmak için değil

tersine onu silmek veya azaltmak içindir.

İslam’da kadınların örtünmesi kendileriyle evlenmeleri helal olan erkeklere karşıdır ve Kur’an’da kadının nasıl ve kimlere karşı örtüneceği,

erkeklerle olan ilişkilerinin şekli ve sınırı açıklanmıştır.

Tesettür aynı zamanda toplumda kadın ve erkek arasında cinsel gerilimden kaynaklanan bir zıtlaşmaya karşı bir kardeşlik dileğinin de ifadesi olmaktadır.

Tesettür sayesinde cinsellik mahrem alana taşınırken,

toplumsal alanda davranış ve ilişkileri belirleyen bir ölçü olmaktan çıkmıştır.

Kendisini topluma cinsel bir dil ve ifade ile sunmayan özgür ve onurlu bir kadın ise toplumsal hayatta teorik olarak erkekle aynı hak ve sorumluluklara sahiptir.

Denebilir ki İslami örtü

gerek kadın gerekse erkeğin çevresinde bir güvenlik kalkanı oluşturmaktadır.

kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine’de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse,

onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz.

Onlar da (bundan sonra) orada lânete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır.

Nerede bulunurlarsa,

yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler.”

Yani Münafıklar,

kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde kışkırtıcılık yapanlara karşı kalkan olur.

Kur’ân’ın İffet Emri Kur’an-ı Kerim,

kadınlar ve erkeklerin bakışlarını sakındırmaları,

avret ve ziynet yerlerini örtmelerini önemle vurgulamış ve emretmiştir.

Allah Teâlâ,

erkeklere hitaben şöyle buyuruyor:“Mü’min erkeklere söyle,

gözlerini haramdan sakınsınlar,

Bu davranış onlar için daha nezihtir.

Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.”[9] Allah Teâlâ,

kadınlara hitaben şöyle buyuruyor: “Mü’min kadınlara da söyle,

gözlerini haramdan sakınsınlar,

(Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna,

zînet (yer)lerini göstermesinler”.[10] İnsanları tahrik eden en önemli etken bakıştır.

Göz görünce şehvet düşüncesi uyanır ve insan içindeki isteklerine mağlup düşüp –Allah korusun- zinaya düşebilir.

Bu yüzden insan,

bakışını koruma altına almalıdır.

Bunun için de toplum bu konuda duyarlı olmalıdır.

Bir kısım insanın kışkırtıcı derecede açık-saçık olmaları sadece kendilerine özgü bir durum değil,

aksine bakışlarını koruma mücadelesi veren gençyaşlı,

kadın-erkek herkesi menfi yönde etkilemektedir.

Özellikle günümüzde reklam aracı olarak her türlü şehvet celbedecek malzemenin ulu orta sokaklarda afişe edilmiş olduğunu düşünürsek,

bakışları korumak bu savaşı kazanmanın ön şartı haline gelmiştir.

Her türlü medya organından yardım alan şeytan ve avanesi iffetli ailelerin içine sızıp onları da yangının içine sürüklemektedir.

Artık öylesine bir yangın oluşmuştur ki burada tüm insanlığı kurtarmak ancak Allah Teâlâ’nın yardımıyla mümkün gözükmektedir.

Bu yüzden kişi evvela kendini daha sonra ailesini ve yetkisi altında olan kişileri koruma altına almalıdır.

İlâhî Emir ve Uyarı Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler

yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.

O ateşin başında gayet katı,

Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır.”[11] İslam dini kadınlardan önce erkeklere ahlaki bir görevi emretmiş ve yüklemiştir.

Kadının örtünme açısından daha fazla yükümlü olmasının sebebi

yaratılışı icabı gözünü haramdan sakınma hususunda daha zayıf durumda olmasına bağlanabilir.

Çünkü erkek bakarak daha çabuk ve daha kolay tahrik olabilen bir varlıktır.

Bununla birlikte Allah Teâlâ’nın bilip bizim bilmediğimiz nice hikmetleri olabilir.

Bir erkeğin yabancı bir kadına bakışıyla,

bir kadının yabancı bir erkeğe bakışındaki yasaklama farklıdır.

Erkekte bulunan sahip olma ve elde etme duygusu sebebiyle bu yasaklama,

erkekler açısından daha şiddetlidir.

Çünkü kadınların yaratılışında kaçınmak ve korunmak içgüdüsü vardır.

Fıtratı bozulmadığı sürece aslolan durum budur.

Günümüzde bunun aksine bir takım misallerin vukuu,

fıtrat dengesindeki bozulmadan kaynaklanmaktadır.

Kadınların Erkeklere Bakması Hakkında İslam,

insanlarda mevcut olan bu psikolojik durumu dikkate aldığı için kadınların erkeklere bakmaları konusunda,

erkeklerin kadınlara bakmaları kadar katı hükümler koymamıştır.

Keza kadının,

erkeği etkileyerek tahrik etmesi,

erkeğin etkilemesinden daha güçlüdür.

Çünkü kadın cazibeli ve arzu edilen,

Ancak kadın da erkeğin gençliğinden,

güçlü oluşundan etkilenebilir.

Konuyla ilgili olarak Hazreti Yusuf’un (Aleyhi’s-Selam) kıssasında görüldüğü gibi ayet-i kerimeler

Aziz’in hanımının ona ilgi duymasını,

aynı şekilde şehirdeki kadınların,

Hazreti Yusuf’u (Aleyhi’s-Selam) gördüklerinde onun güzelliğinden,

gençliğinden ve kuvvetinden etkilendiklerini bildirir: “Kadın,

bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı.

(Ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı.

Her birine birer de bıçak verdi ve Yûsuf’a,

‘Çık karşılarına’ dedi.

Kadınlar Yûsuf’u görünce,

onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler.

ancak şerefli bir melektir’ dediler.”[12] Kadın da erkek gibi bakmaktan etkilenebilir

bakışları sakındırmak iki taraf açısından daha nezih bir durumdur.

Konuyla ilgili Abdullah b.

Ümm-i Mektûm hadisi delil getirilir.

Ümmü Seleme (Allah ondan razı olsun)

anlatıyor: “Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)‘in

Meymûne de yanımızdaydı.

Aniden Abdullah b.

Bu olay,

örtünme emri bize geldikten sonra olmuştu.

Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem): ‘Ondan örtününüz’

Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) de: ‘Siz de mi âmâsınız,

Kadın da Erkek de İffetli Olmalı Kur’ân-ı Kerim,

kadınlara avret yerlerini örtmeyi ve fitneye sebep olacak davranışlardan kaçınmayı emrederken,

erkeklere de iffetini korumayı ve bakışlarını haramdan sakındırmayı emrederek her ikisine de sorumluluk yüklemiştir.

Ayet-i kerimede kastedilen gözlerin yasak olandan çevrilmesi,

gözlerin kapatılması ya da başın yere eğilmesi değildir.

Böyle olsaydı insanın kimseyi görmemesi gerekirdi.

Asıl kastedilen şehvete götürecek bakışlardan sakınmaktır.

Erkeklerin Kadınlara Bakmamasını Emreden Hadîs Ebu Bürde babasının şöyle dediğini anlatıyor: Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)

bakışları sakındırmak hususunda şöyle buyurmaktadır: “Ya Ali

baktığında arkadan bir daha bakma (bakışı bakışa ekleme),

birinci bakış senindir (hoş [14]

görülür) ama ikinci bakışa hakkın yoktur.”

Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) “ilk bakış senindir,

ikinci aleyhinedir” buyurarak bakmanın ölçüsünü koymuştur.

Yani ilk ve kasıtsız olan bakıştan insanın sakınması mümkün değildir.

Buradan kadına kasıtlı olarak bakılan ilk bakışın caiz olduğu çıkmaz.

Kastedilen

insanın kast etmeksizin gözünün çarpması anlamıdır.

İkinci bakış ise zaten kasıtlıdır.

Âlimler de karşı cinse tekrar bakmanın genellikle şehvetten kaynaklanacağı veya onu tahrik edeceği hususunu dile getirmişlerdir.

Kadına Bakmak ile ilgili Bir Hadis Cerir b.

Abdullah “Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’e ansızın bakışın hükmünü sordum” dedi.

Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) “Gözünü çevir” diye emretti.[15] Fahruddin er-Râzî tefsirinde şöyle der: “Niçin gözleri kapamak avret yerlerini,

buna şöyle cevap verilebilir: “Çünkü bakmak zinanın habercisidir,

ahlaksızlığın öncüsüdür.

Neredeyse bakmaktan sakınılamaz.”[16] Hazreti Ali (Allah ondan razı olsun)

anlatıyor: “Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu

Aleyhi ve Sellem) ‘el-Fadl b.

Abbas’ı bineğinin arkasına bindirdi ve şeytan taşlama yerine geldi,

O esnada ‘Hasam’ kabilesinden genç bir kadın Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)‘in karşısına çıktı ve: ‘Ey Allah’ın Resülü

! Babam iyice yaşlı biridir.

Gücü takatı tükendi.

Allah’ın farz kıldığı hac da ona farz olmuştu.

Ben onun yerine hac yapsam olur mu

Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem): ‘babanın yerine hac yap’ buyurdular.

(O arada Fadl,

Kadın güzeldi) Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem),

Fadl’ın yüzünü diğer tarafa çevirdi.

(Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’in amcası ve Fadl’ın babası) Hz.

Abbas sordu: ‘Ey Allah’ın Resulü

! Neden amcanın oğlunun başını çevirdin

?’ Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) de şöyle cevap verdi: ‘Ben bir genç erkekle bir genç kadın gördüm.

karşı bir şey yapmayacağından emin olamadım‘ buyurdular.”

Nûr Sûresi 31.

Âyet-i Celîlesi Allah Teâlâ bu hususta şöyle buyuruyor: “Mü’min kadınlara da söyle,

gözlerini haramdan sakınsınlar,

(Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna,

zînet (yer)lerini göstermesinler.

Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar.

Ziynetlerini,

kocalarından yahut babalarından yahut kocalarının babalarından yahut oğullarından yahut üvey oğullarından yahut erkek kardeşlerinden yahut erkek kardeşlerinin oğullarından yahut kız kardeşlerinin oğullarından yahut Müslüman kadınlardan yahut sahip oldukları kölelerden yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler.

Gizledikleri ziynetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar.

Ey mü’minler,

hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz

!”[18] Bu ayet-i kerimenin nüzul sebebiyle ilgili iki ayrı rivayet vardır.

Hazreti Ali b.

Ebi Talib (Allah ondan razı olsun) şöyle rivayet etmiştir: “Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) zamanında adamın biri Medine sokaklarında dolaşırken bir kadına baktı,

Şeytan bu bakışlardan istifade ederek onların bakışlarını birbirlerini beğenmeye çevirerek vesvese vermiş onlara.

Adam bir yandan duvara doğru yürüyor,

bir yandan da kadına bakıyormuş.

Başı hep kadından tarafa çevrili olduğu için önüne çıkan bir duvara çarpmış ve burnu kanamış.

Bunun üzerine,

‘Allah Teâlâ’ya yemin ederim ki gidip Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’e durumu anlatıncaya kadar burnumun kanını yıkamayacağım’ diye yemin etmiş.

Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’in yanına gelerek hadiseyi anlattı.

Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) ‘Burnunun duvara çarparak kanaması günahının cezasıdır’ buyurdu.

Bunun üzerine,

Gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar…’ âyet-i kerimesi nazil oldu.”[19]

Diğer Rivâyet Mukatil b.

Hayyan diyor ki: “Allah daha iyi bilir,

Câbir b.

Abdillah şöyle anlattı: Esma Bint-i Mürşide,

Hariseoğulları mevkiinde bir hurmalığı vardı.

Kadınlar üzerlerinde izârları (alt kısımlarını örten örtüleri) olmaksızın oraya onun yanına girmeye başladılar.

Ayaklarındaki halhalları,

göğüsleri ve zülüfleri görünüyordu.

Esma (Allah ondan razı olsun):

‘Bu görünüşünüz ne kadar çirkin’,

Bunun üzerine Allah

Teâlâ: ‘Mü’min kadınlara da söyle

Gözlerini haramdan sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar...’ ayetini inzal etti.”[20] Nur suresi 31.

kadınlara bir yükümlülük olması bakımından,

erkeklerden farklı olarak mahremleri ve akrabaları dışında ziynetlerini kimseye göstermemeleri,

cazibe ve güzelliklerini teşhir etmemeleri için başörtülerini yakalarının üzerine salmaları

Tesettür Kesin ve Zorunlu Bir Emirdir Tesettürün,

kesin bir dini emir olduğunu ayrıca şu ayet-i kerime de ortaya koymaktadır: “Artık evlenme ümidi beslemeyen,

hayızdan ve doğumdan kesilmiş yaşlı kadınların zinetlerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur.

Ama yine sakınmaları onlar için daha hayırlıdır.

Allah,

Ayet,

yaşlı kadınların ziynetlerini açmaksızın,

dış elbiselerini bırakmalarında günah olmadığını belirtmekle,

bunların ziynetlerini açmalarının,

ayrıca evlenme ümidi olan kadınların ziynetlerini ve avret yerlerini açmalarının günah olduğuna işaret etmektedir.

Tesettürlü olmak aynı zamanda iffetli olmanın da ön şartıdır.

Ayet-i kerimeler,

kadınlara bakışlarını sakındırmalarını,

ziynet yerlerini örtmelerini ve fitneye sebep olacak davranışlardan kaçınmalarını

erkeklere de iffetlerini korumalarını ve bakışlarını haramdan sakındırmalarını emreder.

İslam’a göre toplum hayatının huzurunu sağlamak,

dinî ve ahlâkî değerleri korumak için erkek ve kadına bazı sınırlar getirilmiştir.

Örtünme bu sınırların korunması için alınmış tedbirlerden biridir.

Kadınlarla ilgili bazı hükümlerin ve sınırlandırmaların gerekçesi olarak çoğu kaynakta fitne

Endişe edilen fitne

Bu anlamda kısıtlama sadece kadın açısından olmayıp erkek açısından da söz konusudur.

Tesettür Hem Kadın Hem Erkek İçindir Tesettür emri,

hem erkek hem de kadın açısından bazı sınırlamalar getirmiştir.

Ancak kadının sosyal etkinliğini engellemeyi amaçlamaz.

Tesettür,

kadının baştan çıkarıcı bir fitne sebebi olduğuna ve kadın bedeninin nesneleştirilmesi ve denetlenmesine indirgenemez.

Çünkü Kur’an’da kadın için örtünme hükmünden önce erkeklere,

bakışlarını sakındırma ve avret yerlerini örtme emri yer almaktadır.

iyi ahlâkı muhafaza etmek için normal bir giyim adabı getirmiştir.

Kadının dikkat çekmeyecek,

şehvet cezbetmeyecek ve fitneye yol açmayacak bir şekilde dışarıya çıkmasında sakınca görülmemiştir.

erkeğin diz ve göbek arasını örtmesini emrederken,

kadınların da el ve yüz haricindeki bütün vücutlarını örtmelerini emretmiştir.

Müfessirlerin ifadelerinden anlaşıldığı üzere cahiliye (İslam öncesi devri) Arap kadınları da başörtüsü kullanırlardı.

Yalnız başörtülerini enselerine bağlar veya arkalarında bırakırlardı.

Yakaları önden açık kalırdı böylece gerdanları ve

gerdanlıkları görülür şekilde açılırdı,

İşte İslam dini yukarıda verilen ayet-i kerime gereğince bu şekildeki açıklığı yasaklayıp

başörtülerinin yakalar üzerine örtülmesini emrederek tesettürü farz kılmış ve cahiliyet dönemindeki yanlış âdetlere son vermiştir.

Ahzâb Sûresi 59.

Âyet-i Kerîme Yine başka bir ayet-i kerimede Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Ey Peygamber

kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle,

bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler.

onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur.

Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır,

Bu ayet-i kerime ve tesettürle ilgili diğer ayeti kerimeler,

sevgili Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’in muhterem zevcelerini yani annelerimizi,

muhterem kızlarını ve aynı zamanda diğer müminlerin hanımlarının şereflerinin muhafazası ve kötü niyetli kimselerden korunmaları için örtünmeye riayet etmeleriyle mükellef kılmıştır.

Başörtülerini vücutlarına omuzlarının üzerine sarkıtsınlar yapıştırsınlar,

açık saçık bir şekilde gezip durmasınlar.

yani tesettüre riayet aynı zamanda kendi menfaatleri icabıdır.

Müfessirlerin izahlarına göre bu ayet-i kerimede “Celabib” kelimesinden maksat,

kadınların örtündükleri dış elbiselerdir.

Bu çeşit örtünmeyi yani ayet-i kerimede bahsedilen örtünmeyi sağlayanların en güzeli hiç kuşkusuz çarşaftır.

kadınların evlerinin dışına çıktıklarında vücutlarını tam örtecek,

vücut hatlarını ve ziynetlerini ve ziynet yerlerini göstermeyecek bir dış örtüdür.

Ayet-i kerimenin son kısmında “bu onların tanınıp eziyet edilmemelerine en elverişli yoldur” denilmektedir.

Yani Allah Teâlâ,

namuslu olan hür kadınların örtünerek,

fitneci kimselerin kötü düşüncelerinden ve taarruzlarından korunmasıyla kalplerinin rahat olacağını açıklamıştır.

Çünkü herhangi bir ihtiyaç için evinden dışarı çıkan

kadının üzerinde dış örtü yok ise,

kötü niyetli insanların harekete geçmelerine yol açar ve çok cazip bir görünüm arz ettikleri için de bozuk fikirli insanların hedefi olurlar.

Tesettür Emrine Ashabın İttibâı Hz.

Ayşe (Allah ondan razı olsun) validemiz buyurdular: “Vallahi ben,

Allah Teâlâ’nın kitabını ( Kur’anı’) tasdik,

onun indirdiğine iman bakımından Ensar kadınlarından daha faziletli kimse görmedim.

Nur Suresindeki örtünme ayeti nazil olunca erkekleri kendilerine varıp Allah’ın indirdiği ayetleri okumaya başladılar.

Herkes bu emirleri ailesine,

kız kardeşine ve bütün yakınlarına okuyordu.

Kadınlar bu emre uyarak yünden veya pamuktan yapılmış örtülerine büründüler.

Sabah namazında Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’in arkasında örtülerine bürünmüş olarak bulundular.

Sanki başlarında kargalar vardı”[24]

Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’in değerli eşi validemiz Ümmü Seleme (Allah ondan razı olsun)’den gelen bir rivayette: ” ‘Dış örtülerini sımsıkı örtünsünler’ Ayet-i Kerimesi nazil olduğunda Ensar kadınları (yüce Allah’ın emirlerine uyarak hepsi emredilen şekilde örtündüler) evlerinden dışarıya çıktıkları zaman (ağır başlılıkla hareket ederlerdi) üzerlerine siyah renkli elbise giyerlerdi” demiştir.

Kadın dış tesettüre riayet etmeden alelade dışarı çıkamaz.

Bu hususta gevşeklik gösteremez.

Ahzâb Sûresi 53.

Âyet-i Celile-i Cemilesi Allah Teâlâ bu hususta şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler

! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin,

çağrıldığınız zaman girin.

Yemeği yiyince de hemen dağılın.

Sohbet için beklemeyin.

Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte,

fakat o sizden de çekinmektedir.

Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez.

Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin.

Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz,

hem de onların kalpleri için daha temizdir.

Allah’ın Resulüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikâhlamanız ebediyen söz konusu olamaz.

Allah katında büyük bir günahtır

Örtünmeyi emreden bu ayeti kerimenin indiriliş sebebi şöyledir

Hazreti Aişe (radıyallahu anha)’dan rivayet edilmiştir ki

“Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’in muhterem aileleri akşamları def-i hacet maksadıyla evden çıkar ve geniş ıssız yüksek araziye giderlerdi.

Hazreti Ömer b.

El-Hattab

(Allah onlardan razı olsun),

Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’e: ‘Ailelerinizi tam bir tesettürle örtseniz,

ey Allah’ın Resulü (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’ diyerek bu husustaki isteğini söyledi.

(Ancak Cenab-ı Hak tarafından henüz bir emir gelmediğinden) Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem),

Hazreti Ömer (Allah ondan razı olsun)’in bu görüşüne

Bir gece yatsı vakti Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’in muhterem ailelerinden uzun boylu olan Hazreti Sevde Bint-i Zem’a validemiz (Allah onlardan razı olsun) evden çıktılar.

Hazreti Ömer (Allah ondan razı olsun) hicab/örtünme ayetinin inmesine olan iştiyakıyla: ‘Ey Sevde biz seni tanıyoruz

Hazreti Aişe (Allah ondan razı olsun) diyor ki: (onun bu tavrının akabinde) Allah Azze ve Celle Hicab ayetini inzal etti.”[27] Abdurrahman b.

Ebi Said el-Hudri,

(Allah ondan razı olsun)

Peygamber

Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

erkek diğer bir erkeğin avretine,

bir kadın da diğer bir kadının avret yerine bakamaz.

Erkek,

diğer bir erkeğe yanaşıp dayanamaz.

Kadın da bir örtü içinde diğer bir kadına yanaşıp dayanamaz.”[28]

Kadına Bir Anlık Bakmak Cerir b.

Abdullah (Allah ondan razı olsun) naklediyor: diyor ki:

(Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’e ansızın bakışı sormuştum.

Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)

bana gözünü başka bir tarafa çevirmemi emretti.”[29]

Ümmü Seleme (Allah ondan razı olsun)

anlatıyor: “Hazreti Meymune (Allah ondan razı

olsun)’nin de bulunduğu bir sırada,

ben de Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’in yanında idim.

Biz örtünmekle emrolunduktan sonra Ümmi Mektum’un oğlu gelmişti.

Bunun üzerine Peygamber Efendimiz

(Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)

hitaben: ‘Bu zattan tesettür edin

Biz: ‘Ey Allah’ın Resulü (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)

! Bu zat bizi görmeyen bir âmâ (gözü görmez) değil mi

Peygamber Efendimiz

(Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem): ‘Siz de mi âmâsınız

Bu hadisin şerhinde şarihler,

ölçülere riayet edemeyen erkekler,

kadınları görmeseler de kadınların onlara karşı ihtiyatlı davranması gerektiğini söylemişlerdir.

Zira İbn Ümmi Mektum (Allah ondan razı olsun) âmâ olduğundan örtülmesi gereken yerlerini itina ile örtmemiş olabilirdi.

Bu yüzden kadınların fasık erkeklere yani mahrem bölgelerini kapatmamış veya dar pantolon giyen erkeklere veya benzer durumdaki erkeklere alelade bakmaları doğru değildir.

Böyle durumlarda kadınlar beklenilen edep çerçevesinde ihtiyatlı olmalıdırlar.

HÜSAMETTİN VANLIOĞLU BAŞKANLIĞINDA FIKIH KURULU

Zekât

Babu terk-i istimal-i al-i’n-Nebiyyi ale’s-sadaka: 167/1072 [4] Ahmed b.

Hanbel

hadis no:13379 [5]Tesettür kelimesi örtünmenin doğal,

kültürel ve ahlakî boyutlarını da içinde barındırmaktadır.

Tesettür kelimesine ayrıca şu anlam da verilmiştir: Kendini örterek kapanmak,

yani kadınların erkeklere karşı kendini örtmesi kadının örtünmesi anlamında eski devirlerde ve özellikle fakihlerin tabirinde “setr” yani tesettür kelimesi kullanılmıştır.

Ebu’l-Fadl Cemaluddîn Muhammed İbn Manzûr,

Lisânü’l-Arab

Ferit Develioğlu,

Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat

Edeb 28 [14] Ebû Dâvûd,

Nikâh 44 [15] Tirmizî,

Edeb 29 [16] Fahruddin er-Râzî,

Tefsiri Kebir,

Hanbel Müsned: 562

Diğer bir rivayette de: “Fitne meydana gelmeyeceğinden emin olamadım” diye